Chernobyl Dizisi ile Gerçeğe Yolculuk

Chernobyl dizisi HBO tarafından hazırlanan bir mini dizi serisi. Kısa zamanda en çok izlenen diziler arasına yerleşen Chernobyl dizisi ile o dönemde yaşanılan trajedi gözler önüne seriliyor.

26 Nisan 1986 gecesi insanlık tarihinin bu güne kadarki en büyük felaketlerinden birine sahne oldu. O zamanki Sovyetler Birliği’nin bir parçası olan Ukrayna Pripyat kenti yakınındaki Çernobil Nükleer Santrali 4 numaralı reaktöründe patlama meydana geldi. Hiroşima’ya atılan atom bombasından 400 kat fazla radyasyon çevreye yayıldı ve etkileri hala devam ediyor.

Chernobyl dizisi HBO tarafından hazırlanan mini dizi serisi patlama sonrası fotoğraf

Dünya üzerinde daha önce benzeri görülmemiş bir felaket yaşanmaktaydı. Dönemin Sovyet gizliliği ve ketumluğu ile KGB’nin üstün çabaları sayesinde tüm dünya bu felaketi günler sonra öğrenebildi. Bu andan itibaren Çernobil ismi hafızalara “Çernobil faciası” olarak kazındı.

Bu felaket hakkında bilgi sahibi olabilmek o günün şartları ile çok kısıtlıydı. Bugün hepimiz Çernobil faciasının ayrıntılarını ve çevreye etkilerini daha iyi biliyoruz. O dönemi hatırlayanlar Türkiye üzerine etkileri ile ilgili çıkan haberleri anımsayabilirler. Özellikle Karadeniz bölgesini ciddi anlamda etkileyen bu felaket o dönem çok dikkate alınmamış, hatta devletin üst kademelerinden “Radyasyonlu çay daha güzel oluyor” şeklinde açıklamalar yapılmış, kameralar önünde çaylar içilmiş, okullarda öğrencilere fındık dağıtılmıştı.

Altta görmüş olduğunuz video Çernobil faciasının hangi ülkeleri etkilediğini bir radyasyon haritası ile anlatmış.

Bu büyük facianın üzerinden 33 yıl geçti. Bu günlerde Çernobil ismi hafızalarımızın tozlu raflarından indi. Aynı zamanda bu felaket hakkında bilgi sahibi olmayanların da dikkatlerini bu yöne çekti.

Amerkan HBO ve İngiliz Sky ortak yapımı Chernobyl dizisi gerçek anlamda izleyen herkesi sarstı ve çok etkiledi. HBO, “Game of The Thrones” dizisinin beklentileri karşılayamayan finalinden sonra bombayı patlattı ve yıllarca unutulmayacak bir yapımı izleyicilere sundu.

Dizi öyle büyük bir ilgi gördü ki IMDb puanı 77 bin kişinin oylaması ile şu anda 9.7 değerine ulaştı.Dizi ile ilgili ilk fragman yayınlandığında izleyenlerde büyük merak uyandırdı. HBO kalitesi Chernobyl dizisi fragmanında bile kendini hissettirmişti fakat bence kimse dizinin bu denli büyük ilgi göreceğini beklemiyordu.

Chernobyl dizisi neden beğenildi?

Beş bölümlük Chernobyl dizisi çok beğenildi ve ilgi gördü. Bunun bazı nedenleri var;

Öncelikle Chernobyl dizisi yapım ekibi tecrübeli bir ekip. Yönetmen koltuğundaki John Renck, Breaking Bad ve Walking Dead serilerini yönetti. Senaryo yazarı Craig Mazin, Hangover ve Scary Movie film serilerinin senaristiydi.Mazin bu dizi ile birlikte daha önceki tarzının dışında yazabildiğini göstermiş oldu.

Diziyi oluşturmak için Mazin bir çok kaynağa başvurdu. Bunlar arasında devlet raporları, olayı yaşayan görevlilerle görüşmeler, bilimsel dergiler ve felaket ile ilgili daha önce yapılan araştırmalar vardı.

Olayın geçtiği mekanların gerçeğe yakınlığı da etkileyiciliği destekleyen nedenlerden birisi. Yapımcılar faciaya en yakın yerleşim yeri olan Pripyat kasabasını Litvanya’nın Vilnius yerleşim bölgesinde yeniden yarattı.

Chernobyl dizisi Pripyat kenti

Çernobil nükleer santralinin 4. reaktörünün bir ikizi Litvanya’nın Visaginas kentinde hizmet vermeyen Ignalina nükleer santralinde bulundu. Hem iç hem de dış çekimlerde bu santral kullanıldı. Tüm bu mekan seçimleri ve çekim kalitesi bizi dönemin Sovyet atmosferine fazlasıyla sokuyor ve sanki oradaymışız hissi uyandırıyor.

Chernobyl dizisi patlama sonrası görüntü

Chernobyl dizisi çekimlerinin kalitesi yanında olayın işleniş şekli ve ortamın korkunçluğuna ayak uyduran müzik seçimleri de izleyiciyi etkiliyor. İzleyen kişi santralin içindeki çalışanlardan biri hissine kapılıyor ve ister istemez empati kuruyor. Facianın kaotik ortamı çok iyi yansıtılmış. Ortamdaki insanların çevresini saran ve gözle görünmeyen o yıkıcı gücün dizideki kahramanlar üzerindeki etkileri tüm çıplaklığı ile ekrana yansıtılmış. Birinci bölümün sonunda sanki koca bir radyasyon bulutunun içindeymiş gibi hissediyorsunuz. Özellikle radyasyon ölçümü yapan cihazların cızırtılı sesi yaşadığımız gerilimi fazlasıyla artırıyor.

Chernobyl dizisinde ön planda olan kahramanları ve yaşadıkları tamamen gerçeğe dayanıyor. Valery Legasov (Jared Harris) ve Sovyet başbakan yardımcısı Boris Shcherbina (Stellan Skarsgård) tarihi kişilikler. Bu rollerde izlediğimiz Harris ve Skarsgård oyunculukları ile yaptıkları işin hakkını veriyor. Bu ikiliye yardımcı olan Ulena Khomyuk (Emily Watson) karakteri ise soruşturmaya yardımcı olan onlarca bilim adamını temsil etmek için yapılmış kurgusal bir karakter. Bu noktada yapımcılar yardımcı olan tüm bilim insanlarını dizinin toplam beş saatlik zamanı içerisinde işleyemeyeceği için böyle bir sembol figür kullanmış olabilir.

Chernobyl dizisi oyuncuları

Chernobyl dizisinin beğenilmesindeki en önemli faktör yaşanılan tüm olayların olanca gerçekliği ile aşırı dramatize edilmeden anlatılması olsa gerek. Zaten yaşananlar yeterince dramatik ve etkileyici. Bu yüzden yapımcılar gerçekleri eğip bükmeden anlatmayı seçmişler. Sovyet yetkililer tarafından uygulanan gizlilik ve yetersiz tecrübeye sahip insanların üzerine bu denli önemli sorumlulukların verilmesinin yanlışlığını kabul etme isteksizliği çok iyi işlenmiş.

Bu isteksizlik ve kabul etmeme durumu, iki düzine itfaiyeciyi mezarlarına erken gönderdi. Ayrıca Pripyat kentinin tahliye kararının geç verilmesi binlerce insanın hayatlarının geri kalanını olumsuz etkiledi. Chernobyl dizisinde bu kararları almayan veya kabul etmemekte direten yetkilileri gördükçe hem sinirleniyor hem de hayretler içerisinde kalıyorsunuz.

Chernobyl dizisi boruları açma sahnesi

Facianın yaşanmasından sonra bir çok kahramanlık ve fedakarlık öyküsünün yaşandığını biliyoruz. Santraldeki fazla suyu tahliye etmek için görevlendirilen 3 işçi, reaktörün altında tünel kazan madenciler ve çatıdaki molozları temizlemek için hayatlarının en zor 90 saniyesini geçiren biorobot insanlar. Tüm bu fedakarlıklar belki de isimlerini bile bilmedikleri milyonların hayatlarını kurtarırken kendi hayatlarını da önemli ölçüde kısalttı. Chernobyl dizisinde bu kahramanlıklar, üzerinde aşırı kurgu yapılmadan tüm gerçekliği ile izleyiciye yansıtılıyor.

Dizinin bir diğer takdir edilesi yanı da bir nükleer reaktörün işleyişini en basit ve yalın anlatımı ile izleyiciye aktarıyor olması. Bu anlatım şekli bizim kafamızdaki “Çernobil neden patladı?” sorusunu en basit haliyle gideriyor. Böylece dizinin esas konusu hakkında karmaşık olmayan ve sağlam bir bilgi edinmiş oluyoruz.

Bu yapım için propaganda çalışması olduğunu söyleyenler olacaktır. Sonuçta Amerikan ve İngiliz ortak yapımı bir diziden bahsediyoruz. Böyle bir yapımı bir rus dizisi olarak bu kadar gerçekleriyle zaten izleyemezdik. Diziye propaganda çalışması olarak yaklaşmak bence yanlış olur. Çünkü tüm bu yaşananlar gerçekten oldu ve işlenen kurgu zaten herkesin bildiği gerçekler. Ayrıca dizi ekibinin kurgu öncesinde sağlam bir araştırma yaptığı izleyen herkesin anlayabileceği ölçüde. Dizi içerisinde (4. bölümdeki bir kaç sahne hariç) bu tarz bir kara propaganda sahnesine rastlamıyoruz.

Dizinin şu anda dördüncü bölümü yayınlanmış durumda ve beşinci bölüm ile bu mini seri sonlanacak. Bu son bölümün yaşanan facianın öncesi ile ilgili olacağı tahmin ediliyor. Sonuç olarak HBO uzun süre hafızalarda yer edecek harika bir işe imza atmış.

Küçük bir hatırlatma yapmakta da fayda var. AB ve ABD’nin en tehlikeli nükleer santral ilan ettiği, en eski ve en riskli Sovyet teknolojisiyle üretilmiş nükleer santral olan Metsamor nükleer santrali, Türkiye-Ermenistan sınırında bulunuyor. Iğdır ilimize 16 km uzaklıkta bulunan ve deprem bölgesinde bulunan bu santralin kapatılması için girişimler sürüyor. Metsamor’un birinci reaktörünün bir deprem direnç sistemi yok. En tehlikelisi ise, Metsamor’un nükleer yakıtını koruyacak bir koruma havzasının (containment vessel) olmaması ki bu koruma sistemi Çernobil’de de yoktu.

Chernobyl dizisi Metsamor

Umarım tüm girişimler sonuç verir ve yanıbaşımızda saatli bomba gibi bekleyen bu tür santraller kapanır. Yenilerinin açılması konusu ise bambaşka bir konu. Akkuyu’da kurulacak nükleer santralin ülkemiz için ne denli riskler barındırdığı, bu mini dizi ile önümüzdeki günlerde daha çok konuşulacaktır.

Add a Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked *